Ben Masumum 1. Kısım

      Göz altına alındığımı hatırlıyorum. bir kaç gün bekletilmişimdir büyük ihtimal. penceresiz bir kodese tıkılmıştım. Ve iki polis memuru içeri girip sorgulanacağımı söylemişti. Ne için tutuldum, ne için yakalandım düşünüyordum. Saçma bir şekilde yatağımın altında çuval dolusu meçhul para bulunduğunu düşünüyordum.
      "Adım Mert. Mert Faruk KÖKSAL. Yirmi iki yaşındayım ve tıp fakültesi birinci sınıftayım. Neden çağrıldığıma dair en ufak fikrim yok." diye giriş yapmıştım. Ve gerçekten bir fikrim yoktu niçin çağrıldığımın. Ben ki karınca dahi incitmemiş, bir sakız çalmamış bir insandım. İlkokuldayken parasını vermeden marketten bir gofret almaya yeltenmiştim ama arkamdan amcam yakalamış ve iki şamar patlatmıştı suratıma. Asıl konu şu ki kesinlikle polis merkezine düşecek bir şey yapmamıştım.
      Polis memuru tekrar bağırmıştı düşüncelerimi dağıtarak. " Anlat bakalım Sümeyra Öcal ve diğerleri ile ne bağlantın var. Hepsini tek tek anlatacaksın." o an kafama dank etmişti bazı şeyler dönüyordu belliki. Ama ne olduğu hakkında hala bir fikrim yoktu. Öğrenecektim buradan çıkar çıkmaz. "En başından mı?" dedim. Ve onay aldıktan sonra başladım anlatmaya.
      "Benim en belirgin özelliklerimden biri çok aktif olmam, herkesle içli dışlı olmamdır. Diğeri ayrıntılara aşırı takıntılı olmamdır. bir nevi eğlencem diyebiliriz. Aslında sınıf arkadaşlarımdan hangileri hakkında bilgi almak istersiniz bilmiyorum ama Sümeyra'dan başlayabilirim." dedim. 
      İlk tanıştığım zamanları hatırlıyorum da kızıl saçları ile dikkatimi çekmişti seksen beş kişilik sınıfın içinde. Önden ikinci soldan üçüncü sıra da benim hemen arka çaprazımda oturuyordu. Ben Ağrı'nın gundisi hayatında tanıdıkları elliyi geçmeyen bir adam için, kızıl saçlı biri ancak filmlerde olabilirdi zannediyordum.
     İlk dikkatimi çeken derse patoloji hocası Prof. Dr. Rıdvan KABA girmesi olmuştu. Ve ben biliyordumki dersimiz kesinlikle mikrobiyoloji. " Ben dekanınız Rıdvan KABA. Yetişmediği için bir kısmınıza kalem dağıtamadık. Alan oldu mu?" diye sordu. Yaklaşık yetmiş kişi elini kaldırmıştı. Belki daha fazlaydı. Ben alamayanlardandım. Ama dikkatimi çeken şey farklıydı. Sınıfta on on beş kişi kalemi bileğine sıkıştırmış sadece elini kaldırmıştı. Ve Sümeyra da onlardan biriydi. Yanımda Ahmet hariç herkesin elini görebiliyordum. En öndeydim ne de olsa. Yanda Ahmet ile ders başlamadan tanıştığım için "Ne garip insanlar var. Kalemlerini bileklerine saklamışlar. Sanki çalacağız" diyip gülmüştüm. Ahmet de bana bakıp ters bir gülüş atmıştı. Zannımca sıcakkanlılığımı beğenmemişti.
    "Sümeyra ile ilk tenefüste direkt tanıştım." dedim polislere. " Saçlarının kızıllığı dikkatimi çekmişti ve garip bir kalem tutuşu vardı. Bu ikisini sormak istiyordum. Fazla konuşkan biri değildi galiba çünkü tenefüste herkes birbiri ile tanışmaya çalışırken; o hava almak için pencere kenarına geçmiş sınıfa bakıyordu." Polislerden rütbeliye benzeyen -ki polis olduğundan da şüpheliyim ben- "hiç şaşırmadım." dedi. Anlamamıştım ama üzerine düşmedim daha büyük dertlerim vardı şu an.
       Yanına gittiğimde tanışmak için ölen, görmemiş cahillere benziyordum. Allahım! Keşke yerin dibine girseydim. Çok utanmıştım. "Merhaba" diyebilmiştim. Olgun birine benziyordu ilginç kılık kıyafetine göre. Gülümsemişti. "Bir şey sorabilir miyim?" diye devam ettim. Sorumu beklediğimi görünce "Öncelikle saçların doğal mı?" diye sormuştum ki orada kahkaha ile gülmüştü ama bizim köyün sakızlı Kezban'ı gibi iğrenç bir kahkaha atmadığı için şanslı olmalıydım. Gayet nazik bir şekilde elini uzattı "Ben Sümeyra. Bir hanımefendi ile tanıştığında öncelikle nazikçe ismini sormalısın" dedi. Daha çok utanmıştım. Ben ne kadar cahilsem kız bir o kadar olgundu. "Senin ismin ne?" diye sormuştu devamında. "Mert Faruk. İstediğini söyleyebilirsin." dedim. Utandığımı anlıyor gibiydi o yüzden fazla bekletmeden "hayır normalde kahverengi ama ben bu rengi daha çok seviyorum. Diğer sorun nedir peki Mert?" demişti. "Çok saçma gelebilir ama bir şey dikkatimi çekti de. Kalemi olanlardan bir kaç kişi kalemi bileklerinde tutmuştu. Ve sen de onlardan biriydin. Özel bir nedeni var mı diye merak etmiştim." 
      Şaşırmıştım. Çünkü yeni benimle samimi bir muhabbet kuran kız, duruşunu düzeltip ciddiyete bürünmüştü. Ama kesinlikle gülüşünü bozmamaya dikkat ediyordu. "Dershane hocam" dedi. "Cerrah olmamı istiyordu. Parmaklarımı çıtlatmamam için boyle bir yontem uyguluyordu. Zamanında öğrenmiş o yüzden bana da öğretti. Ama başkarına böyle ilginç sorular sormamalısın" dedi. İnsanlar alışkın olmadıklarını dışlayabiliyorlarmış. Bizim köyde herkes birbirinden farklıydı ama kimse kimseyi dışlamazdı. Öğreneceğim daha çok şey vardı belliki.
      "Saçını ve kalemini sordum" dedim. "Cerrah olmak için dikkat ediyormuş kemiklerine. Sonra da tanıştık havadan sudan konuştuk anlayacağınız." polisler beni hiç dinlemiyordu sanki. Dinlemiyor-sanız neden tutuyordunuz ki. "Başka bir şey yok mu?" deyince memur. "Ogün senle çok iyi arkadaş olacağız demişti. Çok sevecenmişim. O öyle dedi en azından" dedim. 
      O gün gerçekten "Mert farklı ayrıntılar dikkatini çekiyor. Bu çok güzel bir özellik. Ben de öyleyim. Seninle çok iyi anlaşacağız" demişti ve bir tane omzuma vurmuştu. Ve bir kıza göre gerçekten eli ağırdı. "Ama bunu herkese bahsetme insanlar böyle şeylerden hoşlanmaz" demişti. Ve aklıma hemen Ahmet'in yüz ifadesi gelmişti. Kız gerçekten de haklıydı. 
      Sümeyra hakkında öğrendiğim diğer şey ise hocasının sözlerine çok dikkat ettiği olmuştu. Milli sporcu olacak yeteneğe ve daha yüksek puanlara sahipken sırf hocasının isteği üzerine o buraya gelmişti. Tabi bu onun özeli sayılırdı polislerin bilmesine gerek yoktu.
      Akşam yurda gittiğimde direkt annemi aramıştım. Tam bir ana kuzusu olarak her gün annemi arardım. Her daim yanımdaydı ve her daim verecek bir öğüdü olurdu. Sanki o gün bugün ne öğüt verebilirim diye düşünüyordu. Anneme Ahmet'den ve Sümeyra'dan bahsetmiştim tabiki de. Annem ise "Oğlum kızıl saçlılar masum olur. Ama sen yine de dikkat et. Belli olmaz ilk defa bu kadar uzağa gidiyorsun" demişti. Annemim en güzel özelliği ise bahsettiğim herhangi bir kızla ilgili hiç bir zaman direkt sevgili düşünmezdi. "Sen aşık olduğun zaman anlarım." derdi. Ne ilginç kadındı annem.

Yorumlar

Popüler Yayınlar