Nerden Başlanır Hayata 4. Kısım
Ramazan ayına az kalmıştı artık ve havalar da soğuk geçiyordu. Kardeşim Tayfun ile beraber ahıra gidiyorduk. Tayfun'a yemi yavaştan hazırlanmasını söyledim ben de tandıra bir bakayım dedim içimden. Annem, Sevgi ve annemin yakın gördüğü bazı komşular; haftalık ekmeklerini yapmak için tandırın etrafında toplanmış olmaları gerekiyordu. Çünkü her evin değil de bir kaç evin bir tandırı olurdu genellikle. Herkes kendi odununu getirirdi ama. Tandırın önünden bilerek yavaş ilerlemiştim ama gördüğüm şey sinirlerimi bozmuştu bir anda. Ekmeklerin hepsini Sevgi pişiriyor ama komşular kendi arasında paylıyordu. Sinirim tepemde içeri girdim. "Neler oluyor burada diye çıkmıştım. Nasıl annemler muhabbet ederken yazık kızcağız tek başına tandır yakardı. "Ne oldu İkbal? Neye ateşlendin böyle?" diye sordu. Herkes şaşırmıştı bu oğlan neye sinirlendi diye. "Tandır yakıyoruz oğlum işte. Haftalık ekmeğimizi çıkarıyoruz. Bunda kızacak bir şey yok." diye devam etti. Konuşurken yanıma gelmiş ve beni yatıştırmaya çalışıyordu ama ben durumu normal karşılamalarına daha da sinirlenmiştim. " Ellerini çek anne. Sevgi'nin neden tüm ekmeği yaptığına dair bir cevap istiyorum." diye devam ettim. Hâlâ yüzüm kıpkırmızı idi. Dediklerimi duyunca annem de sinirlenmişti. "Saçmalama oğul. On sekiz yaşındaki kız çocuğu oturacak da yaşı kırka dayanmış kadınlar mı iş yapacak? Ben bu kızı eve aldım hizmet etsin diye. Bize hanım ağalık yapsın diye değil." artık annemle resmen birbirimize bağırıyorduk. Ana dedim. "Eve hizmet etsin diye aldım diyorsun ama köye hizmet etsin diye kullanıyorsun. Senin nasıl gelinin var onların da kızları var. İş yapmak istemiyorlarsa getirsinler burada tandır yaksın kızları." Ne konuştuğumu artık çok düşünmüyordum o anda. "Sen değil miydin ablamı verirken benim kızımı köle olarak kullanıyorlar, benim kızıma nasıl acımazlar. Bunlar ana olmayı hakketmiyor ancak zalim olur bunlardan diyen. Senin yaptığın ne, kızın gibi mi davranıyorsun şu garibana?". Annem ile Tuba Teyze kıpkırmızı kesilmişti. Çünkü Berivan ablam Tuba Teyze'nin ablasına gelin olarak gitmişti buna rağmen annem ve Tuba Teyze birbirinin arkasından sövse de birbiriyle çok iyi arkadaş gibi geçinirlerdi.
Ne kadar da iğrenç bir durumdu, istemsiz olarak ilk defa direkt olarak köydeki yozlaşmış bir durumu dile getirmiştim. Tandırdaki bu dört kadın için tabuya bir çomak sokmuştum. Annem bu durumun altında kesinlikle kalmazdı hıncını benden alamayacağı için kesinlikle Sevgi'den çıkaracaktı.
Nefes alıp kaldığım yerden devam ettim. Ortamın sessizliğinden de cesaret almıştım. "İkinci olarak bu kızın ne zaman hanım ağalık yaptığını gördün? Kızcağız sabah erkenden kalkıp evin tüm işini yapıyor hatta gördüğüm kadarıyla sadece bununla kalmıyor senin dostlarının da işlerini yapıyor, akşama kadar lafını yiyor ama ses etmiyor. Yazık! Zulmediyorsun bari kızı kötüleme. Bu arada sakın demeyesin ben seni yıllardır besledim sütümü haram ederim. Değil bana sütünü tüm analık haklarını haram etsen ben bu kızı etmenize izin vermeyeceğim." benim konuştuğum sırada Deli Memo da tandırın yanından geçiyordu."Ne bağırıyorsun genco. Kendini tatlı dile alıştırırsan sen kendin kazanırsın. Ki bağırmakla anlatamazsın sen kendin yorarsın." Memo'nun sözü biraz kendime getirse de daha sinirliydim. "Tatlı dilden anlamıyorlar ki Memocan ne yapayım?" diye çıkıştım. "Sen tatlı dille anlatmayı denedin mi anlamıyorlar diyorsun.? Aman haa genco nefret ettiğin özellikleri kendinde barındırma. Sonra sana yazık olur." haklıydı ve dikkat etmem gerekirdi ama o anda bir şey diyemedim belki de gururuma yediremedim. Tayfun'u alıp ayrıldım tandırdan...
Artık sadece iki abimle değil bir de annemle kavgalı idim. Ne kadar iki abim bit ay içerisinde çok takmamaya başlamış olsalar da annem konusunda dikkat etmem gerekirdi. Çünkü yanında her daim fitne tohumu gibi iki kadın taşıyordu. Ve bu konu orada kapanmamıştı Deli Memo bir süreliğine de olsa üstünü örtmüştü.
Ne kadar da iğrenç bir durumdu, istemsiz olarak ilk defa direkt olarak köydeki yozlaşmış bir durumu dile getirmiştim. Tandırdaki bu dört kadın için tabuya bir çomak sokmuştum. Annem bu durumun altında kesinlikle kalmazdı hıncını benden alamayacağı için kesinlikle Sevgi'den çıkaracaktı.
Nefes alıp kaldığım yerden devam ettim. Ortamın sessizliğinden de cesaret almıştım. "İkinci olarak bu kızın ne zaman hanım ağalık yaptığını gördün? Kızcağız sabah erkenden kalkıp evin tüm işini yapıyor hatta gördüğüm kadarıyla sadece bununla kalmıyor senin dostlarının da işlerini yapıyor, akşama kadar lafını yiyor ama ses etmiyor. Yazık! Zulmediyorsun bari kızı kötüleme. Bu arada sakın demeyesin ben seni yıllardır besledim sütümü haram ederim. Değil bana sütünü tüm analık haklarını haram etsen ben bu kızı etmenize izin vermeyeceğim." benim konuştuğum sırada Deli Memo da tandırın yanından geçiyordu."Ne bağırıyorsun genco. Kendini tatlı dile alıştırırsan sen kendin kazanırsın. Ki bağırmakla anlatamazsın sen kendin yorarsın." Memo'nun sözü biraz kendime getirse de daha sinirliydim. "Tatlı dilden anlamıyorlar ki Memocan ne yapayım?" diye çıkıştım. "Sen tatlı dille anlatmayı denedin mi anlamıyorlar diyorsun.? Aman haa genco nefret ettiğin özellikleri kendinde barındırma. Sonra sana yazık olur." haklıydı ve dikkat etmem gerekirdi ama o anda bir şey diyemedim belki de gururuma yediremedim. Tayfun'u alıp ayrıldım tandırdan...
Artık sadece iki abimle değil bir de annemle kavgalı idim. Ne kadar iki abim bit ay içerisinde çok takmamaya başlamış olsalar da annem konusunda dikkat etmem gerekirdi. Çünkü yanında her daim fitne tohumu gibi iki kadın taşıyordu. Ve bu konu orada kapanmamıştı Deli Memo bir süreliğine de olsa üstünü örtmüştü.
Yorumlar
Yorum Gönder