Hediye bayramı Ramazan
Aidil fitr yani Ramazan Bayramı.. Aid bayram demek neden fitr peki? Fitr sadaka, hediye demek çünkü. Ramazan Bayramı bize Ramazan hüznünü yaşarken arkada bıraktığı küçük bir tebessümdür aslında. Çünkü Müslümanların o manevi ortamın hasretini on bir ay yaşayıp gelecek Ramazan'ı beklemek zorunda kalacaklar.
Peki biz bu olayın neresindeyiz? Bence hiç bir yerinde de değiliz. Beş vakit namazında insanlarla bile yaptığım muhabbette söylenen söz; "Çok şükür bu ramazan da geçti...". Çok normal geldi değil mi?(!) Çünkü hepimiz Ramazan bitince seviniyoruz. Üzücü gelmesi gereken yerde seviniyoruz... Çünkü on beş on altı saatlik açlık insanı çok yoruyor(!) Ramazan'ın bizden aldığı sadece öğün vakitlerinin değişimi oluyor. Ki bu bile çoğumuz için aşırı zorlayıcı bir durum. Neden peki Ramazan ayının gitmesi bize üzücü gelmiyor?
Çünkü Ramazan'da aç kalmak başkalarının hâlini anlamak değil bizim için. Akşam yemeğinde en az iki çeşit yemek bekliyor bizi. Sadece Türkiye'de TUİK verilerine göre açlık sınırında yaşayan 1.25 milyon insan var. Ama biz orucu fakirlerin ve düşkünlerin hâlini anlamak(!) için oruç tutuyoruz. Ve orucumuzu hele davetli isek kavurmalarla dolmalarla açıyoruz. Sahi oruç mideyi dinlendirme ayı değil miydi?(!)
Çünkü imam, teravih namazını daha çabuk bitirsin diye bekliyoruz. Kur'an bir ay boyunca ruhumuza işlemiyor. Onun yerine bir saatlik mukabelelerde bir kısmımız çok şükür imam okurken imamı takip ediyor(!) çoğumuz ise Kur'anı okumayı geçtim açıp akıllı telefonundan Kur'an dinlemeye vakit bulamıyor. Teravihe gitmeyen insan sayısı daha çok bu detayı saymıyorum bile; onun yerine mutlaka herkesin bir işi var. Burada öz eleştiri de yapıyorum. Ben de hepsine gidemedim(!) Gitmediğim her teravihe bir bahanem vardı kendime göre. Ama gitmemelerin tek bir sebebi var o da üşengeçlik...
Çünkü Ramazan'da midemizi aç bırakıyoruz ama -ki iftarda ölecekmişiz gibi yediğimiz için buna ben açlık demiyorum.- ne gözümüz oruç tutuyor baktığımız haramlardan ne de dudaklarımız oruç tutuyor ettiğimiz dedikodulardan. (Burada bir dip not geçmek istiyorum. Beş vakit namazında dini bütün bir ablam dedikodu için "Kız dediğin dedikodu yapar tâbiki." diyor. Dini öğretileri kulaktan duyma biri bile değil oysaki.)
Ben Ramazan'ın bitmesine üzüldüm ama gitmesine veya o maneviyatı yaşayamamaktan değil; daha çok en başta kendim olmak üzere Ramazan bilincinin oturmamasına üzüldüm. Ramazan paylaşmak demek iken komşusundan bihaber yaşayan toplumuma üzüldüm. Ramazan vahdet ayı iken sen Şiasın sen Sünnisin; sen bir gün önce başladın son gün orucunu yemiş oldun sen de bir gün sonra başladın ilk gün orucunu yemiş sayılıyorsun diyen ayrışan insanlarıma üzüldüm. Ramazan Kur'an ayı iken aklını, kulağını Kur'an yerine TV programları ile siyaset gündeminde dolduran halkıma üzüldüm.
Allah'ım! Hakkıyla orucu tutan beş on kişi hatırına; şu bir buçuk milyarlık Müslüman nüfusa Ramazan bilincini nasip eyle(amin). Vahdet bilincini nasip eyle(amin). Bizi bizden habersiz kılma, bizi değerlerimizden habersiz kılma(amin). Bizi Ramazan'ı dört gözle bekleyen, Ramazan ile manevi ikliminde dolup taşan ve Ramazan'ın gidişinde bir can dostu gidermişçesine hüzünlenen bir ümmet eyle(amin). " اللهم إنك عفو تحب العفو فاعف عني." Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni(bizleri) de affet.
Peki biz bu olayın neresindeyiz? Bence hiç bir yerinde de değiliz. Beş vakit namazında insanlarla bile yaptığım muhabbette söylenen söz; "Çok şükür bu ramazan da geçti...". Çok normal geldi değil mi?(!) Çünkü hepimiz Ramazan bitince seviniyoruz. Üzücü gelmesi gereken yerde seviniyoruz... Çünkü on beş on altı saatlik açlık insanı çok yoruyor(!) Ramazan'ın bizden aldığı sadece öğün vakitlerinin değişimi oluyor. Ki bu bile çoğumuz için aşırı zorlayıcı bir durum. Neden peki Ramazan ayının gitmesi bize üzücü gelmiyor?
Çünkü Ramazan'da aç kalmak başkalarının hâlini anlamak değil bizim için. Akşam yemeğinde en az iki çeşit yemek bekliyor bizi. Sadece Türkiye'de TUİK verilerine göre açlık sınırında yaşayan 1.25 milyon insan var. Ama biz orucu fakirlerin ve düşkünlerin hâlini anlamak(!) için oruç tutuyoruz. Ve orucumuzu hele davetli isek kavurmalarla dolmalarla açıyoruz. Sahi oruç mideyi dinlendirme ayı değil miydi?(!)
Çünkü imam, teravih namazını daha çabuk bitirsin diye bekliyoruz. Kur'an bir ay boyunca ruhumuza işlemiyor. Onun yerine bir saatlik mukabelelerde bir kısmımız çok şükür imam okurken imamı takip ediyor(!) çoğumuz ise Kur'anı okumayı geçtim açıp akıllı telefonundan Kur'an dinlemeye vakit bulamıyor. Teravihe gitmeyen insan sayısı daha çok bu detayı saymıyorum bile; onun yerine mutlaka herkesin bir işi var. Burada öz eleştiri de yapıyorum. Ben de hepsine gidemedim(!) Gitmediğim her teravihe bir bahanem vardı kendime göre. Ama gitmemelerin tek bir sebebi var o da üşengeçlik...
Çünkü Ramazan'da midemizi aç bırakıyoruz ama -ki iftarda ölecekmişiz gibi yediğimiz için buna ben açlık demiyorum.- ne gözümüz oruç tutuyor baktığımız haramlardan ne de dudaklarımız oruç tutuyor ettiğimiz dedikodulardan. (Burada bir dip not geçmek istiyorum. Beş vakit namazında dini bütün bir ablam dedikodu için "Kız dediğin dedikodu yapar tâbiki." diyor. Dini öğretileri kulaktan duyma biri bile değil oysaki.)
Ben Ramazan'ın bitmesine üzüldüm ama gitmesine veya o maneviyatı yaşayamamaktan değil; daha çok en başta kendim olmak üzere Ramazan bilincinin oturmamasına üzüldüm. Ramazan paylaşmak demek iken komşusundan bihaber yaşayan toplumuma üzüldüm. Ramazan vahdet ayı iken sen Şiasın sen Sünnisin; sen bir gün önce başladın son gün orucunu yemiş oldun sen de bir gün sonra başladın ilk gün orucunu yemiş sayılıyorsun diyen ayrışan insanlarıma üzüldüm. Ramazan Kur'an ayı iken aklını, kulağını Kur'an yerine TV programları ile siyaset gündeminde dolduran halkıma üzüldüm.
Allah'ım! Hakkıyla orucu tutan beş on kişi hatırına; şu bir buçuk milyarlık Müslüman nüfusa Ramazan bilincini nasip eyle(amin). Vahdet bilincini nasip eyle(amin). Bizi bizden habersiz kılma, bizi değerlerimizden habersiz kılma(amin). Bizi Ramazan'ı dört gözle bekleyen, Ramazan ile manevi ikliminde dolup taşan ve Ramazan'ın gidişinde bir can dostu gidermişçesine hüzünlenen bir ümmet eyle(amin). " اللهم إنك عفو تحب العفو فاعف عني." Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni(bizleri) de affet.

Yorumlar
Yorum Gönder