Kendin Olmak

    Etrafta çok duyduk veya duymuşuzdur. "Biraz kendin ol, başkası gibi davranma veya farklı bir karakteri var." daha onlarcasını sayabilirim belki de. Peki nedir bu kendin olma meselesi? Bu yazımda da bu konuyu ele almak istedim.
Cemal Süreya - Tüm Şiirleri kitabını okuduğum esnada başka bir doktor arkadaşım şiir yazdığımı da bildiği için kendince şiir bilgim olduğunu düşünerek; nasıl şiir kitabı okunacağını sordu. Soruya cevap verdiğim esnada farkettim ki aslında herkes kendince bir yöntemle okuyordu. Herkesin kendince bir ders çalışma yöntemi ve kendince bir yaşama şekli olduğu gibi...
Kendin olmak burada iki ana başlığa ayrılıyor. Birincisi hayat bilgisi ve etik dediğimiz değerlerde kendin olma, ikincisi ve üzerinde daha ısrarla duracağım ise bilgi, beceri veya sanatta kendin olma.
Etik ve hayat bilgisinde kendin olmayı daha çok kültür ve çevre etkileşimi sonucu bizde oluşan değerler bütünü olarak tanımlamak mümkündür. Bazı eylemler birileri için doğru iken başkası için yanlış olabilir. Buna da günümüzde kültür etkileşimi denilmektedir. Bu gayet normal bir durum. Bunu saygıyla karşılıyorum ve saygıyla karşılanması gerektiğini de düşünüyorum zaten. Bu değerler bizi kendimiz yapan değerlerdir.
Bilim, sanat ve teknolojide kendin olma konusu ise daha farklı ve bambaşka bir konu aslında. Einstein "Önce oyunu öğrenmelisiniz, sonra da başkalarından daha iyi oynamayı." der. Bu cümle aslında kendin olmayı tanımlayan mükemmel bir özettir. Çünkü bir konuda kendin olma artık o konuda ulaşabileceğiniz en iyi noktadır. Bunun yolu da toplumca çoğumuzun yapamadığı sıkı çalışmaktan ve her türlü yönüyle araştırmadan geçiyor. Bu şekilde kendiniz olabilirsiniz ve bu şekilde yaptığınız işlerden lezzet alabilirsiniz. Bu sadece çalıştığınız iş değildir. Hayatın kendisidir de. Baba, anne olmaktır; arkadaş olmaktır; ticaret yapmaktır; doktor, mobilyacı veya keman virtüözü olmaktır.
Biz daha çok yaptıkça öğrenmeye çalışan bir toplum olduğumuz için işi kuralları ile yapmak yerine kuralları işimize uydurmayı tercih ediyoruz ve bu bizi sanatta da bilimde de teknolojide de geriye götürmekten başka bir şeye yaramıyor maalesef. Elli çiftten kırk dokuzu evlenmeden önce evlilik üzerine bir kitap okumayı düşünmüyor. Tıp okuyan yüz öğrenciden doksan dokuzu fakülte bitmeden on kitap okumayı düşünmüyor hayalini dahi kuramıyor. Bir terzi ustasından gördükleri ile yetiniyor yeni şeyler araştırmak gibi bir düşüncesi oluşmuyor. Hatta bazıları için bu düşünceler bile çok gereksiz geliyor. Ama ben zirveyi gösteriyorum. Bu düşünceyi gereksiz bulanlar dağın eteğini bile hayal edemeyenler sadece.
Biz işimizde ve ilişkilerimizde kendimiz olamazsak ya çarpık bir hayat yaşamaya mahkûm olacağız ya da tarihe yenilen yöntemlerle silinen bir toplum olacağız...

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar