Nerden Başlanır Hayata 9. Kısım
Evliliğimizin beşinci yıl dönümünde Sevgi'ye SULTANIM diye küçük bir yazı örmüştüm. Kendini özel hissetmesi benim için çok önemliydi. Sevgi de bunu odamızın kapısına astı. O günlerden birinde Sevgi'ye çocuk istediğimi söyledim. Kıpkırmızı oldu ve kaçtı. Niye kaçtığını anlayamadım. Sonuçta biz karı kocaydık. İki gün sonra kahvaltıda düşündün mü diye sordum tekrardan. Babam ne oldu diye sordu. Sevgi "Şehre taşınma meselesini söylüyor." dedi. "Bu yıl da kalın bari seneye taşınırsınız olmaz mı?" dedi babam. "Senin canın sağolsun baba." dedim. Ama Sevgi'nin neden çocuk meselesinden kaçtığını anlayamadım. Hâlâ hazır mı hissetmiyordu yoksa ama öyle bile olsa bana gelip anlatabilirdi bunu biliyordu.
Akşam oldu yemekleri yemiştik çayları içtikten sonra bulaşıkları yıkamasında Sevgi'ye yardım etmek için yanına gittim. "Yardım etmek bahane değil mi?" dedi direkt. "Hayırdır neden benden kaçıyorsun ki Sevgi?" diye sordum. "Korkuyorum. Ya çocuğumuz olmazsa diye." dedi. "Buna mı takıldın canım. Ben seni sen olduğun için seviyorum. İster kısır ol, istersen sakat ben senden vazgeçmem. Maddiyat sadece para pul değil ki. Senin ruhun, karakterin bozulmadığı sürece ben senden asla vazgeçmem. Allah korusun karakterin de bozulsa evliliği bitirecek halim yok. Düzeltmeye çalışırım olmazsa da kendimi bu konuda bahtsız sayarım kendi kabuğuma çekilirim tahminen." dedim. Annem de arkamda imiş bizi dinliyormuş. "Oğlum İkbal sen ne zaman bu kadar büyüdün?" dedi. "Anne hakkını helal et ama beni tanımadığım bir kız ile on altı yaşımda iken evlendirdiğiniz zaman büyüdüm ben." dedim. Annemin gözleri dolmuştu ama elden ne gelir olan olmuştu.
Ertesi gün babamın aklı dün konuştuğumuz konuda kalmıştı. "İkbal bak sen ailenin havasını tamamen değiştirdin, senle Sevgi değiştirdiniz hatta. Sen şehre taşınmak istiyorsun. Ben de taşınmanızı istemiyorum istersen bu ilkbaharda tüm evi ve malları amcana satayım. Hep beraber şehre taşınalım." dedi. "Baba senin yurdun yuvan hepsi köy emin misin?" diye sordum. "Siz öyle bir şey yaptınız ki bütün yurdum yuvam sizler oldunuz. Sizden ayrılmak istemiyorum. Abilerin öldü. Tayfun'un da yaşı ilerliyor, belki orada ticareti öğrenir." dedi ama planımız işlemedi. Askerlik kağıdım gelmişti. İki yıl daha köyde kalacaktılar ve benim için hazırlıkları yaptılar.
Ben artık askerdim. Türkiye'de asker olmak her daim zordu ama bence Türkiye darbeden çok etkilenmişti. Askerlik daha zor geçebilirdi. Türkiye'de sol ve sağ ayrımı başlamış sayılırdı. Gazetelerde her gün kavgalar yazıyordu. Türkiye dörde bölünmüştü. Türk solu, Kürt solu ve Sağ görüş ve umursamazlar... Ben ise hiç biriydim. Bu yüzden askerde çok dikkat etmem gerekiyordu.
Akşam oldu yemekleri yemiştik çayları içtikten sonra bulaşıkları yıkamasında Sevgi'ye yardım etmek için yanına gittim. "Yardım etmek bahane değil mi?" dedi direkt. "Hayırdır neden benden kaçıyorsun ki Sevgi?" diye sordum. "Korkuyorum. Ya çocuğumuz olmazsa diye." dedi. "Buna mı takıldın canım. Ben seni sen olduğun için seviyorum. İster kısır ol, istersen sakat ben senden vazgeçmem. Maddiyat sadece para pul değil ki. Senin ruhun, karakterin bozulmadığı sürece ben senden asla vazgeçmem. Allah korusun karakterin de bozulsa evliliği bitirecek halim yok. Düzeltmeye çalışırım olmazsa da kendimi bu konuda bahtsız sayarım kendi kabuğuma çekilirim tahminen." dedim. Annem de arkamda imiş bizi dinliyormuş. "Oğlum İkbal sen ne zaman bu kadar büyüdün?" dedi. "Anne hakkını helal et ama beni tanımadığım bir kız ile on altı yaşımda iken evlendirdiğiniz zaman büyüdüm ben." dedim. Annemin gözleri dolmuştu ama elden ne gelir olan olmuştu.
Ertesi gün babamın aklı dün konuştuğumuz konuda kalmıştı. "İkbal bak sen ailenin havasını tamamen değiştirdin, senle Sevgi değiştirdiniz hatta. Sen şehre taşınmak istiyorsun. Ben de taşınmanızı istemiyorum istersen bu ilkbaharda tüm evi ve malları amcana satayım. Hep beraber şehre taşınalım." dedi. "Baba senin yurdun yuvan hepsi köy emin misin?" diye sordum. "Siz öyle bir şey yaptınız ki bütün yurdum yuvam sizler oldunuz. Sizden ayrılmak istemiyorum. Abilerin öldü. Tayfun'un da yaşı ilerliyor, belki orada ticareti öğrenir." dedi ama planımız işlemedi. Askerlik kağıdım gelmişti. İki yıl daha köyde kalacaktılar ve benim için hazırlıkları yaptılar.
Ben artık askerdim. Türkiye'de asker olmak her daim zordu ama bence Türkiye darbeden çok etkilenmişti. Askerlik daha zor geçebilirdi. Türkiye'de sol ve sağ ayrımı başlamış sayılırdı. Gazetelerde her gün kavgalar yazıyordu. Türkiye dörde bölünmüştü. Türk solu, Kürt solu ve Sağ görüş ve umursamazlar... Ben ise hiç biriydim. Bu yüzden askerde çok dikkat etmem gerekiyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder